Kendi Kayboluşumun Keşfi

Hasan Yayla

07-04-2026 00:00

 Biliyor musunuz, bazen telefonumun o ısrarcı sesini kısıp sadece burnumun dikine gitmek bana en büyük özgürlükmüş gibi geliyor. Sürekli bir yerlere yetişme telaşı içindeyim ve aslında nereye gittiğimi bile unuttuğumu fark ediyorum. Navigasyon bana en kısa yolu çiziyor ama o yolun üzerindeki çiçekçiyi ya da eski bir kitapçıyı hep ıskalıyorum.

​ Belki de kendimi bulmak için önce o güvenli rotamdan sapmam gerekiyor. Haritadaki o mavi ok beni her zaman "doğru" hedefe götürse de, ruhumu besleyen şeylerin genellikle o çizginin dışında kaldığını hissediyorum. Benim için yanlış sokağa girmek, aslında hiç planlamadığım bir manzarayla tanışmak demek.

​ Kaybolduğumda, ister istemez etrafıma daha dikkatli bakmaya başlıyorum: Hangi ağaç açmış?, Hangi evin penceresi daha büyük?, Rüzgar şu an tam olarak nereden esiyor?... Hepsini ilk kez o an fark ediyorum. O anlarda dışarısı susuyor ve sadece kendi iç sesimle baş başa kalıyorum. Artık korkmuyorum; çünkü kaybolmanın bir acizlik değil, bir keşif yolculuğu olduğunu biliyorum. Belirli bir kalıba sığmaya çalışırken kendi renklerimi kaybettiğimi görüyorum. Oysa o meşhur "yanlış yol", bazen tam da ihtiyacım olan o dükkana veya o insana açılan kapı oluveriyor benim için.

​ Zihnimdeki o sürekli "Nereye gidiyorum?" sorusu, kontrolü bıraktığımda yerini sessiz bir huzura bırakıyor. Kendimi bulmamın, aslında ezberlediğim yollardan çıkıp yeni adımlar atmamla başladığını anlıyorum. Belirsizlik bazen benim en iyi pusulam oluyor, sadece ona güvenmem yetiyor.

​ Düşünüyorum da, her adımımın hesaplı olduğu bir hayatta sürprize yer kalır mı hiç? Arada bir direksiyonu kırıp o ıssız yollara girmek, içimdeki o meraklı çocuğu tekrar uyandırıyor. Hayatın sadece varılacak bir nokta değil, o yolun bizzat kendisi olduğunu duyumsuyorum.

​ Bugün bir çılgınlık yapıyorum ve bildiğim yolları bir kenara bırakıyorum. Telefonumu cebime atıyorum, başımı kaldırıyorum ve sadece yürüyorum. Kim bilir, belki de o hiç bilmediğim sokağın köşesinde, uzun zamandır aradığım o "ben", beni bekliyordur.

DİĞER YAZILARI Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi 01-01-1970 03:00 SAHA EXPO 2026'da Sınırları Aşıyoruz 01-01-1970 03:00 Düşük Navlun, Yüksek Enflasyon 01-01-1970 03:00 Emek ve Dayanışmanın Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Başarı Mesai İle Değil, Kalple Ölçülür 01-01-1970 03:00 Atatürk Ve Çocuklar 01-01-1970 03:00 Algoritmaların Arasında Kalan Çocukluk 01-01-1970 03:00 Okullarımıza Uzanan El... 01-01-1970 03:00 Ateş Çemberinde Denge Sanatı 01-01-1970 03:00 Tapu Senedinden Anı Defterine 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Yeni Dijital Eşiği 01-01-1970 03:00 Görünmez Prangalar 01-01-1970 03:00 Başarıyı Yeniden Tanımlamak Mı? 01-01-1970 03:00 Doğanın Uyanışı ve Ergenekon'un Mirası 01-01-1970 03:00 Bugün Bayram 01-01-1970 03:00 Enerji ve Lojistik Hattında Hürmüz Kıskacı 01-01-1970 03:00 İstiklal’in Sesi 01-01-1970 03:00 Türk Kültüründe Kadın 01-01-1970 03:00 Yeşil ve Mavi Bir Trakya Şehri 01-01-1970 03:00 Konya’da Gönül Sofraları 01-01-1970 03:00 Bozkırın Başkentinde Bir Cumhuriyet Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yolun Yarısına İki Kala 01-01-1970 03:00 Anadolu'nun Kalbinde Bir Şehir Destanı 01-01-1970 03:00 Konya Bir Velespit Şehridir 01-01-1970 03:00 İnsana Hürmet ve İnsanı Dinlemek 01-01-1970 03:00