Altın Bilezik Yere Mi Düştü?

Hasan Yayla

08-06-2026 00:00

 Son yıllarda Konya’da hangi esnafa, hangi sanayiciye dokunsanız hep aynı dertten muzdarip: "Çalıştıracak çırak, işi teslim edecek ara eleman bulamıyoruz." Şehrimizin devasa organize sanayilerinden tarihi Bedesten Çarşısı’na kadar her köşe başında yükselen bu serzeniş, artık geçici bir personel sıkıntısı olmaktan çıktı; üretimin geleceğini tehdit eden derin bir toplu sancıya dönüştü. O eski cıvıl cıvıl, ustasının gözünün içine bakan çırakların yerini ne yazık ki derin bir sessizlik ve boş tezgâhlar aldı.

 Anadolu’nun üretim kalbi sayılan Konya, ahilik kültürünün, yani usta-çırak ilişkisinin harmanlandığı en köklü topraklardan biridir. Eskiden yaz tatili geldiğinde ya da bir çocuk okulda umduğunu bulamadığında "Eti senin kemiği benim" denilerek bir ustanın yanına güvenle emanet edilirdi. O dükkânlar sadece birer iş yeri değil; sabrın, ahlakın, hayatı ve mesleği öğrenmenin ilk basamağı olan birer okuldu. Şimdilerde ise bu köklü gelenek zincirinin en önemli halkası koptu ve ne yazık ki yeni nesil bu tezgâhların tozunu yutmak istemiyor.

 Peki, ne oldu da bu kadim şehirde zanaat öğrenmek, bir ustanın rahlesinden geçmek gözden düştü? İlk olarak, toplumsal algılarımızda yaşanan o keskin kırılmaya bakmamız gerekiyor. Hepimiz çocuklarımızın masa başı bir işi olsun, klimalı odalarda takım elbiseyle çalışsın istedik; "Aman oğlum/kızım bizim gibi dirsek çürütmesin, üstü başı yağ olmasın" diyerek büyüttük onları. Hepsini üniversite kapılarına yığarken, aslında hayatın ve üretimin tam merkezinde duran, altın bilezik değerindeki mesleklerin içini kendi ellerimizle boşalttığımızı fark edemedik.

 Tabii madalyonun bir de ekonomik ve sosyal güvence yüzü var, iğneyi biraz da kendimize batırmalıyız. Günümüz gençleri, haklı olarak sadece meslek öğrenmek değil, emeğinin karşılığını almak ve geleceğini güvende görmek istiyor. Eski usul "Haftalık harçlık" mantığıyla bugünün hayat pahalılığında bir genci dükkânda tutmak artık mümkün değil. Çalışma saatlerinin esnekliği, sosyal güvencenin eksiksiz yatması ve mesleğe başlayan bir gencin "Ben burada kendime bir gelecek kurabilirim" diyebilmesi, bu sorunun çözümünde en kritik eşiği oluşturuyor.

 Diğer taraftan, eğitim sistemimiz ile sanayimizin ihtiyaçları arasındaki o meşhur makas bir türlü kapanmak bilmedi. Meslek liselerimiz son yıllarda ciddi bir atılım içinde olsa da sanayinin baş döndürücü hızına yetişmekte bazen geride kalıyor. Teoride harika olan eğitim, pratikte Konya Sanayisi'nin CNC tezgahının, döküm potasının ya da otomotiv parça üretiminin hızına ayak uyduramıyor; böyle olunca okuldan mezun olan genç, sudan çıkmış balığa dönüyor ve üretimin içine dahil olmakta zorlanıyor.

 Bu durumun Konya ekonomisine faturası ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Fabrikalar sipariş yetiştirmek için çırpınırken, kapasitelerini sırf işi yürütecek teknik personel bulamadıkları için daraltmak zorunda kalıyor. Ustalar yaşlanıyor, zanaatkarlar unvanlarını devredecek kimseyi bulamadığı için dükkanına kilit vuruyor. Eğer bu gidişata acilen dur demezsek, çok değil on on beş yıl sonra paramız olsa bile bozulan makinemizi tamir ettirecek, evimizin tesisatını emanet edecek tek bir yerli usta bile bulamayacağız.

 Konya’nın bu kanayan yarasına merhem olmak, sadece esnafın ya da sanayicinin değil, hepimizin ortak vazifesidir. Ailelerin meslek algısını değiştirmekten, mesleki eğitimi modernleştirmeye ve gençlere hak ettikleri insani çalışma şartlarını sunmaya kadar topyekûn bir seferberlik başlatmalıyız. Unutmayalım ki bir şehrin kalkınması sadece üniversite diplomalarıyla değil; alnının teriyle, elinin emeğiyle o üretimi omuzlayan gizli kahramanların, yani ara elemanların ve çırakların varlığıyla mümkündür.

DİĞER YAZILARI Konya Sanayisinde Dijital Dönüşüm Zorunluluğu 01-01-1970 03:00 Çarpmak, Düşmek, Yükselmek 01-01-1970 03:00 Yürekleri Aynı Ritimle Atan İki Can 01-01-1970 03:00 Yarın Bayram! 01-01-1970 03:00 Neden Yazıyorum? 01-01-1970 03:00 Omuzlarımızdaki Gurur: 19 Mayıs 01-01-1970 03:00 1277 Mayısından Yapay Zekaya Dilimiz 01-01-1970 03:00 Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi 01-01-1970 03:00 SAHA EXPO 2026'da Sınırları Aşıyoruz 01-01-1970 03:00 Düşük Navlun, Yüksek Enflasyon 01-01-1970 03:00 Emek ve Dayanışmanın Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Başarı Mesai İle Değil, Kalple Ölçülür 01-01-1970 03:00 Atatürk Ve Çocuklar 01-01-1970 03:00 Algoritmaların Arasında Kalan Çocukluk 01-01-1970 03:00 Okullarımıza Uzanan El... 01-01-1970 03:00 Ateş Çemberinde Denge Sanatı 01-01-1970 03:00 Tapu Senedinden Anı Defterine 01-01-1970 03:00 Kendi Kayboluşumun Keşfi 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Yeni Dijital Eşiği 01-01-1970 03:00 Görünmez Prangalar 01-01-1970 03:00 Başarıyı Yeniden Tanımlamak Mı? 01-01-1970 03:00 Doğanın Uyanışı ve Ergenekon'un Mirası 01-01-1970 03:00 Bugün Bayram 01-01-1970 03:00 Enerji ve Lojistik Hattında Hürmüz Kıskacı 01-01-1970 03:00 İstiklal’in Sesi 01-01-1970 03:00 Türk Kültüründe Kadın 01-01-1970 03:00 Yeşil ve Mavi Bir Trakya Şehri 01-01-1970 03:00 Konya’da Gönül Sofraları 01-01-1970 03:00 Bozkırın Başkentinde Bir Cumhuriyet Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yolun Yarısına İki Kala 01-01-1970 03:00 Anadolu'nun Kalbinde Bir Şehir Destanı 01-01-1970 03:00 Konya Bir Velespit Şehridir 01-01-1970 03:00 İnsana Hürmet ve İnsanı Dinlemek 01-01-1970 03:00