Yolun Yarısına İki Kala

Hasan Yayla

25-02-2026 00:00

 Şubat ayının bu serin yirmi beşinci gününde, takvim yaprakları otuz üçüncü yılımı müjdelerken, kendimi bir eşikte durup geriye bakan bir yolcu gibi hissediyorum. Çarşamba sabahına uyandığımda sadece bir yaş daha almayacak, aynı zamanda hayatın o "gençlik heyecanı" ile "olgunluk sükuneti" arasındaki en keskin virajlarından birini döneceğim. 33, sadece matematiksel bir değer değil; çocukluğun masumiyetinden ve yirmili yaşların o savruk, her şeyi yapabileceğine inanan kibrinden süzülüp gelen bir bilgelik durağıdır benim için.

​ Otuz yaş sınırını geçtiğim o günü dün gibi hatırlıyorum. O zamanlar bu sayı bana aşılması zor bir aşama, sanki geri dönüşü olmayan bir ciddiyet kapısı gibi gelmişti. Ancak geçen üç yıl gösterdi ki, otuzlu yaşlar insanın kendi sesini gerçekten duymaya başladığı bir dönemmiş. Toplumun ve başkalarının beklentilerinden ziyade, kendi gerçekliğimle tanıştığım, neleri sevdiğimden çok nelere tahammül edemeyeceğimi anladığım bu süreç, karakterimin en sağlam tuğlalarını ördü.

​ Şimdi ise önümde, edebiyatımızın o meşhur dizelerindeki gibi "yolun yarısı" sayılan otuz beş yaşına sadece iki adım kalmış olmanın verdiği o tuhaf sızı var. Otuz beş, bir zamanlar çok uzak bir limandı; şimdilerde ise ufukta beliren ve yavaş yavaş netleşen bir kıyı çizgisi. Ömrün yarısına bu kadar yaklaşmış olmak, insana zamanın ne kadar hoyratça aktığını hatırlatırken, her dakikanın kıymetini bilmem gerektiğini de fısıldıyor.

​ Geriye dönüp baktığımda, yaşadığım her hayal kırıklığının beni bir adım daha yere sağlam bastırdığını görüyorum. Başarılarım kadar başarısızlıklarımın da bugünkü "ben" üzerinde büyük emeği var. Eskiden her fırtınada yıkılan o ağaç, şimdi rüzgâra karşı nasıl eğileceğini ama kırılmayacağını biliyor. Hayatın sadece zirvelerden ibaret olmadığını, asıl hikâyenin o zirveye tırmanırken verilen molalarda ve geçilen zorlu patikalarda gizli olduğunu artık daha iyi anlıyorum.

​ Yaş almak, sadece cildimizde oluşan çizgiler veya takvimdeki rakamlar değildir; yaş almak, ruhun daha derin nefes almasıdır. 33. yaşım, bana artık kimseyi ikna etmek zorunda olmadığımı, kendimi olduğum gibi kabul etmenin en büyük özgürlük olduğunu öğretiyor. Bu yaşta, hayatın karmaşası içinde basit mutlulukların peşinden gitmenin, huzurlu bir akşam kahvesinin veya samimi bir dost sohbetinin her türlü gösterişten daha kıymetli olduğunu fark ediyorum.

​ Geleceğe dair planlarım artık eskisi gibi keskin ve hırslı değil; daha çok dinginlik ve anlam arayışı üzerine kurulu. Otuz beşime doğru yürürken, heybemde biriktirdiğim tecrübelerle daha emin adımlar atıyorum. Geçmişin yüklerini bir kenara bırakıp, sadece gerçekten kalbimde taşıması gerekenleri yanıma alarak yoluma devam etmek istiyorum. Hayatın bu orta sularında, akıntıyla savaşmak yerine onunla uyum içinde akmanın bilgeliğine talibim.

​ Bugün, 25 Şubat Çarşamba, yeni yaşıma "merhaba" derken içimde hem bir hüzün hem de büyük bir umut taşıyorum. 33 yılın her bir günü, her bir gözyaşı ve her bir kahkahası için minnettarım. Ömrün yarısına yaklaşırken, hayatın bana hala anlatacağı çok şey, benimse keşfedecek koca bir dünyam olduğunu biliyorum. Yeni yaşım, kendime daha şefkatli davrandığım ve her anın tadını daha derinden duyumsadığım bir dönemin başlangıcı olsun.

DİĞER YAZILARI Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi 01-01-1970 03:00 SAHA EXPO 2026'da Sınırları Aşıyoruz 01-01-1970 03:00 Düşük Navlun, Yüksek Enflasyon 01-01-1970 03:00 Emek ve Dayanışmanın Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Başarı Mesai İle Değil, Kalple Ölçülür 01-01-1970 03:00 Atatürk Ve Çocuklar 01-01-1970 03:00 Algoritmaların Arasında Kalan Çocukluk 01-01-1970 03:00 Okullarımıza Uzanan El... 01-01-1970 03:00 Ateş Çemberinde Denge Sanatı 01-01-1970 03:00 Tapu Senedinden Anı Defterine 01-01-1970 03:00 Kendi Kayboluşumun Keşfi 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Yeni Dijital Eşiği 01-01-1970 03:00 Görünmez Prangalar 01-01-1970 03:00 Başarıyı Yeniden Tanımlamak Mı? 01-01-1970 03:00 Doğanın Uyanışı ve Ergenekon'un Mirası 01-01-1970 03:00 Bugün Bayram 01-01-1970 03:00 Enerji ve Lojistik Hattında Hürmüz Kıskacı 01-01-1970 03:00 İstiklal’in Sesi 01-01-1970 03:00 Türk Kültüründe Kadın 01-01-1970 03:00 Yeşil ve Mavi Bir Trakya Şehri 01-01-1970 03:00 Konya’da Gönül Sofraları 01-01-1970 03:00 Bozkırın Başkentinde Bir Cumhuriyet Hikayesi 01-01-1970 03:00 Anadolu'nun Kalbinde Bir Şehir Destanı 01-01-1970 03:00 Konya Bir Velespit Şehridir 01-01-1970 03:00 İnsana Hürmet ve İnsanı Dinlemek 01-01-1970 03:00