Maskelerin Arkasındaki Gerçek ve İlahi Adalet

İmdat Yayla

12-10-2026 23:03

Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,

Dünya, kendi menfaatleri uğruna gerçeği eğip bükenlerin, her fırsatta kendisini "sütten çıkmış ak kaşık" gibi sunanların sahnesi haline geldi. Kendi hikayelerini istedikleri gibi süsleyip anlatabilirler, yalanlarını en çekici ambalajlarla sunabilirler. Fakat unutulmamalıdır ki, yalan ne kadar parlatılırsa parlatılsın, gerçek asla değişmez. İnsanları bir süreliğine kandırabilirsiniz. Tatlı dille, süslü cümlelerle içinizdeki fesatlığı ve kötülüğü gizleyebileceğinizi sanabilirsiniz. Ancak günün sonunda hesabın İlahi Adalet’e verileceği o anı asla aklınızdan çıkarmayın. İçinde kötülük ve samimiyetsizlik taşıyan biri, kurguladığı senaryo ne kadar kusursuz görünürse görünsün, asla ve asla kazanamaz.

Sevgili Arkadaşlarım,

Ne Olursan Ol, Asla İki Yüzlü Olmayın . İki yüzlülük, insanın kendine yapabileceği en büyük kötülüktür. Bir yüzüyle dürüstlük sembolü gibi davranıp, diğer yüzüyle arkadan iş çevirmek ve sahtekarlığın kitabını yazmak... İşte asıl tiksindirici olan budur. Ortalıkta "küçük dağları ben yarattım" edasıyla dolaşan, kibirinden yanına yaklaşılmayan insanlara bir bakış atın. O kabarık egolarının ve mide bulandırıcı tavırlarının ardında, aslında beş para etmez bir kişilik barındırıyorlar. Dışarıdan ne kadar büyük görünmeye çalışırlarsa çalışsınlar, karakterlerinin içi boş kalmaya mahkumdur. Karakter, insanın en büyük sermayesidir. Maskeler elbet bir gün düşer ve tarih, sadece dürüst kalanları şerefle anar.

Kıymetli Dostlarım, Canlar,

Menfaat... Günümüz insanının en büyük zaafı. Çıkarları uğruna doğruyu eğip bükmekten çekinmeyen, kendi hatalarını ört bas ederek kendilerini adeta bir masumiyet abidesi gibi gösterenler aramızda gezip duruyor. Onlara tek bir sözüm var, Hikâyenizi istediğiniz gibi anlatın. İstediğiniz kadar ballandıra , ballandıra konuşun, kendinizi aklamaya çalışın. Gerçeklerin, sizin kurgularınıza boyun eğmek gibi bir huyu yoktur.

Toplumu, çevrenizdekileri veya kandırabileceğinizi düşündüğünüz herkesi bir süreliğine ikna edebilirsiniz. Peki ya vicdanınız? Ya en nihayetinde kapısını çalacağınız İlahi Adalet?

Kalbinde fesatlık, ruhunda kötülük taşıyan hiçbir insan nihai bir zafer kazanamamıştır, kazanamaz da. Bir yüzüyle dürüstlük yemini ederken, diğer yüzüyle her türlü samimiyetsizliği sergileyenlerin maskedeki dikişleri patlamaya mahkumdur. O küçük dağları kendilerinin yarattığını sanan kibir abidelerine bakıyorum da, sergiledikleri o mide bulandırıcı tavırlar, tiksindiren karakterleri ve beş para etmez kişilikleri gözler önüne serildikçe ne kadar küçüldüklerini göremiyorlar.

Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,

Sevgili Hocam Hayatta her şey olabilirsin, başarılı, zengin, makam sahibi. Ama dürüst olamadıktan, iki yüzlülükten sıyrılamadıktan sonra sahip olduğunuz hiçbir şeyin değeri yoktur. Maskelerinizle oynadığınız bu tiyatro bittiğinde, elinizde kalacak tek şey koca bir hiçliktir. Suskunluk, her zaman bir kabulleniş değildir. Bazen sadece edebin, ahde vefanın ve kul hakkından duyulan o derin korkunun sessiz çığlığıdır. Metanetle durup sesi çıkarmamak, yapılan haksızlıklara ya da dayatılan diktalara boyun eğmek anlamına hiç gelmez. Fakat ne yazık ki insanoğlu, karşısındakinin nezaketini ve sessizliğini sıkça bir zafiyet sanma gafletine düşer.

Büyük bir özgüvenle kurulan, göğsü kabartarak "Hesap soracağım" diye yankılanan o iddialı cümleler şimdi nerede? Zamanın ve şartların arkasına saklanıp "Ben artık yokum" demek, bir sorumluluktan kaçış olabilir ama vicdanın yükünü hafifletmeye yetmez. Bir zamanlar dik duruş sergilediğini iddia edenlerin, sıra sorumluluk almaya veya verilen sözü tutmaya geldiğinde aniden çekilip gitmesi, karakterin kırılma noktasıdır.

İnsan ilişkilerinde en tehlikeli olan maskelerdir. Bir yüzü ipek gibi yumuşak, zarafet dolu ve güven veren, diğer yüzü ise sert, duyarsız ve tutarsız. İpek kumaşın zarafetine kanıp arkasındaki gerçeği görememek, bu hayatın en acı tecrübelerinden biridir. Ancak unutulmamalıdır ki, ipeğin altına gizlenen hiçbir samimiyetsizlik sonsuza dek saklı kalamaz.

Bugün ses çıkarmamış olmak, meydanı diktatörce tavırlara bırakmak demek değildir. Sadece hesabı insanlara değil, zamanın ve mekânın ötesindeki o en adil makama havale etmektir.

Sözler unutulabilir, verilen vaatler rafa kaldırılabilir ve sığınacak bahaneler bulunabilir. Ama unutulmaması gereken tek bir hakikat vardır: İlahi adalet ne gecikir ne de şaşar. Bugün hesap vermekten kaçınanlar, yarın o adalet tecelli ettiğinde, sığınacak bir bahane bile bulamayacaklardır.

SAYGILARIMLA VESSELAM

DİĞER YAZILARI Konya Siyasetinin Terazisi: Seçilmişin Gayreti, Atanmışın Gölgesi 01-01-1970 03:00 Hakikatin Sessizliği ve Kurgulanmış Gerçekler 01-01-1970 03:00 Doç. Dr. Yusuf Yavuz Liderliğinde Konya Sağlıkta Tarih Yazıyor 01-01-1970 03:00 12 Eylül ve Heba Olan Gençlik: 46 Yılın Ardından Unutmadık, Unutmayacağız 01-01-1970 03:00 Menfaat Terazisinde Eritilen Köklerimiz 01-01-1970 03:00 Konya’dan Dünya Akademisine Açılan Kapı: KAPS 2026 01-01-1970 03:00 Pancar Üreticisi Son Sözünü Söyledi 01-01-1970 03:00 İlahi Adalete Sığınan Sabır Kul Unutur, Allah Unutmaz 01-01-1970 03:00 Hocam Vicdansızlığın ve Suskunluğun Ağırlığı Çok Zor 01-01-1970 03:00 Memleketim Yunak’a Hizmet Edenler Başımızın Tacıdır 01-01-1970 03:00 Gıdanın Topraktan Sofraya Hikayesi 01-01-1970 03:00 Kadim Şehir Konya’nın Dijital Muhafızı: ''GÖKMEN'' 01-01-1970 03:00 Huzurun ve Güvenin Şehri Konya 01-01-1970 03:00 Eğilmeyen Başların, Alın Teriyle Yazılan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dik Durmanın Bedeli Niyet, Gayret ve Ameldir 01-01-1970 03:00 Yunak Halkının Fotoğraflara Değil, İcraata İhtiyacı Var 01-01-1970 03:00 Aynadaki Kaptanlar ve Hayatın Gerçekleri 01-01-1970 03:00 Kutlu Bir Görev, Yeni Bir Dönem: Sedat Göncü Başkanımıza Hayırlı Olsun 01-01-1970 03:00 Ahlak, Sosyal Düzeni Koruyan İlahi Bir Güvenlik Şerididir 01-01-1970 03:00 Bazı Sessizlikler, Fırtınadan Önceki Büyük Bir Yıkımın Habercisidir 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı Paylaşmanın, Hatırlamanın ve Yakınlaşmanın Adıdır 01-01-1970 03:00 İmece Usulünden Kooperatifçiliğe Uzanan Yol 01-01-1970 03:00 İnsanoğlu Yılmaz Deme, Yılmasa Dünya Bu Hale Gelmezdi 01-01-1970 03:00 Doğruluk ve İhanet Üzerine 01-01-1970 03:00 Elindeki İle Yetinip Azla Mutlu ve Onurlu Yaşa 01-01-1970 03:00 Yalnızlığın Asaleti Vicdanın İzinde Yürümekten Geçer 01-01-1970 03:00 Çiftçi; Herkesi Doyuran Kendi Aç Kalana Denir 01-01-1970 03:00 Ahlaksızların Ahlak Muhafızlığına Soyunması 01-01-1970 03:00 Davaya Adanmış Bir Ömür: Başbuğ Alparslan Türkeş 01-01-1970 03:00 Akıntıya Karşı Kürek Çekmenin Yorgunluğu 01-01-1970 03:00 Bu Bayram, Bayram Ola 01-01-1970 03:00 Gönül Yıkmak Bir An, Yapmak Bir Ömür Sürer 01-01-1970 03:00 Müslümanların Olmazsa Olmazı Sabır Ve Tefekkür 01-01-1970 03:00 Ramazan’da İftara Davetin Fazileti 01-01-1970 03:00 Konya'nın Manevi İklimi, Ramazan Ayı Geldi 01-01-1970 03:00 Konya Sağlığında Yavuz Dönemi 01-01-1970 03:00 Önceliğiniz Ben Mi, Yoksa Sen Mi? 01-01-1970 03:00