Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
Günümüzde başarının ölçüsü genellikle banka hesaplarındaki rakamlarla, sosyal medyadaki takipçi sayılarıyla ya da sahip olunan gösterişli eşyalarla ölçülür oldu. "Ne pahasına olursa olsun kazan" düşüncesinin yaşandığı bu devirde ,dürüstlüğü, sadakati ve tok gözlülüğü seçmek sanki bir "beceriksizlik" gibi algılanıyor. Oysa gerçek zenginlik, başını yastığa koyduğunda kalbinde hiçbir "ah"ın ağırlığını yaşamamaktır.
Hayat bir yarış pisti değil, bir yolculuktur. Ben bu yolculukta hiçbir zaman bir başkasının elindekine göz dikerek Hayat Yaşamadım. Başkasının başarısını kendi başarısızlığım, başkasının mutluluğunu kendi eksikliğim olarak görmedim. Çünkü bilirim ki; bir başkasının bahçesine bakmaktan kendi fidanlarını sulamayı unutanlar, günün sonunda kurak bir gönülle baş başa kalırlar.
Kıymetli Dostlarım ,Canla
İnsan ilişkilerinin en büyük yarası, samimiyeti bir "anahtar" gibi kullanıp kapıları açtıktan sonra fırlatılıp atmasıdır. Kendisine güvenenlerin, içini açanların dostane sırlarını söyleyenlerin samimiyetini bir koz olarak kullanmak, o insana yapılabilecek en büyük ihanettir. İnsanın yüzün gülüp arkasından iş çevirmeyi bir "strateji" değil, bir "karakter zafiyeti" olarak görüyorum. Belki bu yüzden "kurnaz" olamadım ama bana güvenen hiç kimseyi de hayal kırıklığına uğratmadım. Belki bu dünyada "çok kazananlar" listesine giremedim. Belki hırslarım, ilkelerimin önüne geçmediği için bazı fırsatları elimden kaçırdım. Ama heybemde paradan çok daha değerli bir şey taşıyorum, Hiç kimsenin ahını almadım.
Allah Herkese gönlündekini nasip etsin. Bu dileyiş bir beddua değil, dünyadaki adalet beyanıdır. İyilik ekenin huzur, kötülük ekenin ise huzursuzluk biçtiği bu dünyada, ben bendekiyle, kendi alın terimle ve tertemiz kalan vicdanımla gayet mutluyum. Çünkü biliyorum ki; sahte başarılar geçici, temiz bir isim ise bakidir. Sonunda herkes, kendi kalbindeki o fırından çıkan ekmeği bölüşecektir hayatla. Benim soframda huzur var, ya sizinkinde?
Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
En tehlikeli insan kimdir bilir misiniz? Herkese kendini dört dörtlük tanıtıp birilerinin yanında olması için başkasını kötü ilan eden ve kötü ilan ettiği insanla oturup yanında olanında dedikodusunu yapan. İki yüzlü diyeceğimde ondan da kötü yüzlü insan tipidir. Bu tip insan söyledikleri yalanlar ortaya çıkmasın diye kedisine yardım eden insanları o kadar profesyonel bir şekilde kötüler ki insanlar yüzleşmek dahi istemezler. Diyeceğim şu ki birini çok iyi tanımak istiyorsanız, insanlar hakkında neler konuştuğuna bakın .Kişi kendisinin aynasıdır.
Hayatta bir insanı harcamak, onun emeğini yok saymak belki geçici bir kazanç sağlar. Ama asıl kayıp, bu yola başvuranın karakterindedir. Kendine saygısını yitirmiş birinin, dünyanın tüm servetine sahip olsa da, aslında sığınacak bir kimliği kalmamıştır. Eskiler, "Haramı helali bilmeyen adam olmaz," derlerdi. Bu sadece dini bir söyleyiş değil, Bu dünyadaki ahlak yasasıdır. Kursağınıza giren her haksız kazancı bir "kâr" hanesi olarak görüyorsanız, büyük bir yanılgı içindesiniz. Ter akıtmadan, başkasının gözyaşı üzerine kurulan bir sofra, doyurmaz heybenize dolan sadece yüktür. Velhasıl "Kul hakkı, insanın sırtında taşıdığı en ağır yüktür."
Şunu asla unutmamak gerekir: Yediğiniz kul hakkı, yaptığınız haksızlıklar kimsenin yanına kâr kalmaz. Hayatın kendi içinde sessiz ama şaşmaz bir adaleti vardır. Bugün "kazandım" dediğiniz her şey, yarın en değerli varlıklarınızdan bedel olarak ödersiniz. İnsan olmanın şerefi, ne kadar kazandığınızda değil, bu kazancı hangi yollarla elde ettiğimizde gizlidir. Kimseyi harcamadan, yalanın rüzgarına kapılmadan ve en önemlisi helal lokmanın huzuruyla başını yastığa koyabilenler, asıl "kazananlar" olacaktır. Geriye dönüp baktığınızda heybenizde sadece "Dua " kalsın, ''Ah''değil.
SAYGILARIMLA VESSELAM!