Eğilmeyen Başların, Alın Teriyle Yazılan Hikayesi

İmdat Yayla

06-07-2026 00:00

 Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,

Hayat, herkesin önüne farklı yol ayrımları koyar. Kimileri rüzgara göre yön değiştirmeyi, birilerinin gölgesine sığınarak yol almayı seçer, kimileri ise fırtınaya karşı tek başına da olsa dimdik durmayı. Ben, hayatta sırtını hiçbir güce yaslamadan, sadece kendi emeği, bileğinin hakkı ve onuruyla ayakta kalmaya çalışanlardanım.

Bugün dönüp etrafa baktığımda, köşe başlarını tutmuş geçici heveslerin, üç günlük çıkarların peşinde koşanların beyhude çırpınışlarını görüyorum. Şunu çok net ifade etmek gerekir; Benim duruşumu ne o küçük çıkarlar sarsabilir ne de başkalarının gölgesinde yürüyerek kazanılan sahte zaferler bozabilir.

Belki az şeye sahibim, belki hayatın sunduğu o gösterişli ama içi boş lütuflardan uzağım. Ancak sahip olduğum her şeyin altında tek bir imza var oda  Kendi alın terim.

 Kıymetli Dostlarım, Canlar,

Bir asalak gibi ona buna yaranmaya çalışarak, el etek öperek bir yerlere gelmektense, kendi doğrularımla tek başıma kalmayı her zaman tercih ettim, yine ederim. Çünkü bilirim ki, başkasının iradesiyle ayağa kalkan, gün gelir yine başkasının iradesiyle yere çakılır.Karekterini vitirine çıkaranlar günü sonunda hep kelepir fiyata giderler ..

Bazen susuyorum. Bu sessizliği, bir kenara çekildiğimi ve kenardan izlediğim sakın ola bir eziklik, bir zayıflık sanıp üstüme oynamaya kalkanlar oluyorsa, bilsinler ki çok büyük bir yanılgı içindeler. Arkamdan dönen dolapları, kimin hangi kuyruk acısıyla, hangi kuyuyu kazmaya çalıştığını çok iyi biliyorum. Gözümden kaçtığını sananlar, sadece benim müsaade ettiğim kadar konuşabilir. Hesap sormak için acele etmiyorum. Çünkü bu hayatın şaşmaz bir terazisi var. Kinle, öfkeyle ya da fevri hamlelerle hareket etmeye gerek yok. Zaman, en büyük hakemdir. Ve o zaman, er ya da geç, herkesi tam da hak ettiği yere koyuyor, koyacaktır da. Ben  buradayım  kendi çizgimde, kendi doğrumla ve başım dik bir şekilde yürümeye devam ediyorum. İzleyenlere, arkadan konuşanlara ve gölgelerde saklananlara selam olsun.

 Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,

İnsan, fıtratı gereği hataya meyilli bir varlıktır. Nefsinin ve arzularının peşinde koşarken  bilerek ve  isteyerek  başkalarının hakkına girer. Oysa kul hakkı, affı en zor olan haklardandır. Zira Allah Teâlâ, kendisine karşı işlenen günahları tövbe ile bağışlayabileceğini buyururken, kul hakkı için mağdurun rızasını şart koşmuştur.

“Kimin üzerinde din kardeşinin hakkı varsa, altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce onunla helalleşsin’’

Bu hadisi şerif, bizlere apaçık bir gerçeği hatırlatıyor: Kul hakkı, ahirette ödenmez Eğer burada helalleşmezsek, mahşer günü karşılık olarak sevaplarımızı vermek zorunda kalacağız. Sevaplarımız yetmezse, hakkına girdiğimiz kişinin günahlarını yüklenmek gibi korkunç bir akıbetle yüzleşeceğiz. Kul hakkı denildiğinde çoğumuz sadece bireyler arasındaki ilişkileri düşünürüz. Oysa kamu hakkı da bir kul hakkıdır ve hatta çok daha ağır bir sorumluluktur. Kamu malına zarar vermek, yetim hakkına el uzatmak, rüşvet almak, torpil yapmak ya da devletin sunduğu hizmetleri kötüye kullanmak da birer hak ihlalidir.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Şüphesiz Allah, size emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder...” (Nisâ, 58)

Bir makamda, bir yetkide, bir sorumluluk alanında bulunan herkes, emanetin farkında olmalıdır. Çünkü kamu hakkı, sadece bir kişiye değil, toplumun tamamına aittir. Bir kalemi zimmetine geçirmekle, milyonları zimmetine geçirmek arasında fark yoktur; her ikisi de emanete ihanet sayılır.

Netice olarak; Hayat, arkamızda kırık kalpler ve gasp edilmiş haklar bırakarak yürünecek bir yol değildir. Yarın çok geç olmadan henüz nefes alıyorken, "altın ve gümüşün" hükmü geçiyorken etrafımıza dönüp bakmalı ve helallik istemeliyiz. Unutmayalım ki, bu dünyada temizlenmeyen hesaplar, ahirette en çetin mahkemede önümüze açılacaktır.

Unutmayın , hesap günü geldiğinde ne malınız, ne mevkiiniz, ne de mazeretleriniz sizi kurtarabilir.  Sizi kurtaracak tek şey, vicdanınızı temizleyip, üzerinizde kimsenin hakkı olmadan huzura varmaktır.

Rabbim bizleri, kul ve kamu hakkından uzak duran, helalleşerek tertemiz bir kalple huzuruna çıkan kullarından eylesin… AMİN

 SAYGILARIMLA VESSELAM...

DİĞER YAZILARI Gıdanın Topraktan Sofraya Hikayesi 01-01-1970 03:00 Kadim Şehir Konya’nın Dijital Muhafızı: ''GÖKMEN'' 01-01-1970 03:00 Huzurun ve Güvenin Şehri Konya 01-01-1970 03:00 Dik Durmanın Bedeli Niyet, Gayret ve Ameldir 01-01-1970 03:00 Yunak Halkının Fotoğraflara Değil, İcraata İhtiyacı Var 01-01-1970 03:00 Aynadaki Kaptanlar ve Hayatın Gerçekleri 01-01-1970 03:00 Kutlu Bir Görev, Yeni Bir Dönem: Sedat Göncü Başkanımıza Hayırlı Olsun 01-01-1970 03:00 Ahlak, Sosyal Düzeni Koruyan İlahi Bir Güvenlik Şerididir 01-01-1970 03:00 Bazı Sessizlikler, Fırtınadan Önceki Büyük Bir Yıkımın Habercisidir 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı Paylaşmanın, Hatırlamanın ve Yakınlaşmanın Adıdır 01-01-1970 03:00 İmece Usulünden Kooperatifçiliğe Uzanan Yol 01-01-1970 03:00 İnsanoğlu Yılmaz Deme, Yılmasa Dünya Bu Hale Gelmezdi 01-01-1970 03:00 Doğruluk ve İhanet Üzerine 01-01-1970 03:00 Elindeki İle Yetinip Azla Mutlu ve Onurlu Yaşa 01-01-1970 03:00 Yalnızlığın Asaleti Vicdanın İzinde Yürümekten Geçer 01-01-1970 03:00 Çiftçi; Herkesi Doyuran Kendi Aç Kalana Denir 01-01-1970 03:00 Ahlaksızların Ahlak Muhafızlığına Soyunması 01-01-1970 03:00 Davaya Adanmış Bir Ömür: Başbuğ Alparslan Türkeş 01-01-1970 03:00 Akıntıya Karşı Kürek Çekmenin Yorgunluğu 01-01-1970 03:00 Bu Bayram, Bayram Ola 01-01-1970 03:00 Gönül Yıkmak Bir An, Yapmak Bir Ömür Sürer 01-01-1970 03:00 Müslümanların Olmazsa Olmazı Sabır Ve Tefekkür 01-01-1970 03:00 Ramazan’da İftara Davetin Fazileti 01-01-1970 03:00 Konya'nın Manevi İklimi, Ramazan Ayı Geldi 01-01-1970 03:00 Konya Sağlığında Yavuz Dönemi 01-01-1970 03:00 Önceliğiniz Ben Mi, Yoksa Sen Mi? 01-01-1970 03:00