Bu Bayram, Bayram Ola

İmdat Yayla

17-03-2026 14:23

 Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,

 On bir ayın sultanını geride bırakırken hüznü ile Ramazan Bayramı’na erişmenin sevincini yaşıyoruz. Sabrın, şükrün ve paylaşmanın doruk noktasına ulaştığımız bu mübarek günler, sadece bir tatil değil, aynı zamanda ruhsal bir arınma ve yeniden uyanış vesilesidir.

 Ramazan ayı boyunca tutulan oruçlar, sadece mideyi aç bırakmak değil, nefsi terbiye etmek, dildeki kem sözden arınmak ve kalbi iyilikle doldurmak içindi. Şimdi bu manevi terbiyenin meyvelerini toplama vakti. Bayram, küskünlerin barıştığı, mesafelerin dualarla kapandığı ve "insan" olmanın o en naif hali olan merhametin her yanı sardığı bir köprüdür.

 Bu bayramı sadece geçmişin bir yâdı değil, geleceğe dair beslediğimiz umutların bir tohumu olarak görelim. Zorlukların karşısında sabırla durmanın, doğruluğu her şartta savunmanın ve toplumsal sorumluluklarımızın bilincinde olmanın önemini bir kez daha idrak edelim.

 Kıymetli Dostlarım, Canlar,

 Bayram, paylaşılan bir sevinç demek olduğuna göre, bugünlerde sevinçleri paylaşmalı; acıları ve yaraları birlikte sarmalıdır. Hz. Peygamber (sav)  “Bugün içinizden bir hasta ziyaret edeniniz, bir cenaze teşyiine katılanınız ve bir yetim başı okşayanınız var mı?” diye sorarak yaralara merhem olmayı öğütlerdi. Belki her gün yapılması gereken bu görevi hiç olmazsa bayram vesilesiyle hatırlamalıyız.

 Herkesin sevinci demek olan bayramda vatanı, din ve namusu uğrunda zulme uğrayan, şehit edilen,  yurtlarından sürülen kardeşlerimiz için ne yapıyoruz? Onlar televizyonlarda ve gazetelerde boynu bükük ve yıkık halleriyle arz-ı endam ederken acaba bizim bayram yapmaya hakkımız var mı?

 Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi:

 Hiç sıkılmaz mısınız Hazret-i Peygamberden?

 Ki uzaklardaki bir mü’mini incitse diken,

 Kalb-i pakinde duyarmış o musibetten acı,

 Sizden elbette olur ruh-ı Nebi davacı.

 Yardımına koşamadığımız bu kardeşlerimizin hiç olmazsa acılarını paylaşmaya çalışmalıyız. Çünkü acılar paylaşıldıkça küçülür, sevinçler paylaşıldıkça büyür.

 Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,

 Bayram günleri şehrin gürültüsünden tatile ve turistik yerlere kaçış vesilesi değildir. Son zamanlarda yaygınlaşan bu anlayışın İslami ve insani olduğunu söylemek zordur. Aksine bayramlar eş, dost ve akraba ziyareti, fakir-fukaranın aranıp sorma fırsatıdır.  Bayramlar akraba, dost ve yakınların ziyaret edildiği mutlu günlerdir. Bu günlerde ebeveyn başta olmak üzere bütün akrabaları ziyaret etmek, bayram sevincini birlikte yaşamak gerekir. Fiziki olarak ziyaretine gidemediğimiz yakınlarımıza hiç olmazsa çeşitli yollarla tebrik mesajları göndererek bayramlaşma halkasını genişletmekti. Toplumda fakir, yaşlı ve yetim gibi sokakların insafına, milletin vicdanına terk edilmiş yıkık gönüllü insanları aramak ve onları da bayram sevincinden haberdar ederek yaşama mutluluğuna erdirmek hem İslami hem de insanı bir görevimizdir.  Bayramlar, gönül imarına en güzel vesilelerdir. Kırılan kalpleri tamire, bozulan araları düzeltmeye en uygun zemin ve zamanlardır. Nitekim Allah Teâlâ buyurur: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” Aslında İslam’da kardeşler arasını düzeltmek ve gönül imarını son derece önemli bir ibadet sayılmıştır. Çünkü insan gönlü en değerli hazinedir.

 Nitekim Hz. Mevlana der ki:

 Kâbe Halil İbrahim Peygamberin bina kıldığı yapıdır;

 Gönül ise yüce Allah’ın nazargahı ve tecelligahıdır.

 Gönül imarına bu kadar önem veren Yunus’umuz, gönül yıkanları ise ağır bir dille yargılayarak şunları söyler:

 Bir kez gönül yıktın ise / Bu kıldığın namaz değil

 Yetmiş iki millet dahi / Elin-yüzün yumaz değil

 Aksakallı pir koca / Bilemez hali nice

 Emek vermesin hacca / Bir gönül yıkar ise

 Bu duygu ve düşüncelerle; Tüm İslam Âleminin Ramazan Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutlar, sağlık, huzur ve esenlik dolu nice bayramlara hep birlikte erişmeyi temenni ederim.

 Bayramınız mübarek, gönülleriniz şen olsun.

 SAYGILARIMLA VESSELAM...

DİĞER YAZILARI İnsanoğlu Yılmaz Deme, Yılmasa Dünya Bu Hale Gelmezdi 01-01-1970 03:00 Doğruluk ve İhanet Üzerine 01-01-1970 03:00 Elindeki İle Yetinip Azla Mutlu ve Onurlu Yaşa 01-01-1970 03:00 Yalnızlığın Asaleti Vicdanın İzinde Yürümekten Geçer 01-01-1970 03:00 Çiftçi; Herkesi Doyuran Kendi Aç Kalana Denir 01-01-1970 03:00 Ahlaksızların Ahlak Muhafızlığına Soyunması 01-01-1970 03:00 Davaya Adanmış Bir Ömür: Başbuğ Alparslan Türkeş 01-01-1970 03:00 Akıntıya Karşı Kürek Çekmenin Yorgunluğu 01-01-1970 03:00 Gönül Yıkmak Bir An, Yapmak Bir Ömür Sürer 01-01-1970 03:00 Müslümanların Olmazsa Olmazı Sabır Ve Tefekkür 01-01-1970 03:00 Ramazan’da İftara Davetin Fazileti 01-01-1970 03:00 Konya'nın Manevi İklimi, Ramazan Ayı Geldi 01-01-1970 03:00 Konya Sağlığında Yavuz Dönemi 01-01-1970 03:00 Önceliğiniz Ben Mi, Yoksa Sen Mi? 01-01-1970 03:00