Duygusal bir veda mesajı yayımlayan Yaz, yeni görevine Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nde devam edeceğini açıkladı.

Yunak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü görevini yedi yıldır yürüten Hasan Yaz, bayrağı değerli meslek büyüğü Ziya Yürükoğlu’na devretti. Görev süresi boyunca Yunak'ta iz bırakan bir çalışma anlayışı benimsediğini belirten Yaz, yayımladığı veda mesajı ile ilçe halkına ve mesai arkadaşlarına teşekkür etti.

"MAKAMDAN ÖNCE İNSANI ÖNCELEDİM"

Açıklamasında Yunak'a yalnızca bir kamu görevlisi olarak gelmediğini, kendini bu topraklara ait hissederek hizmet ettiğini vurgulayan Hasan Yaz, şu ifadeleri kullandı:"Göreve başladığım ilk günden itibaren makamdan önce insanı önceleyen bir anlayışla çalıştım. Kapısının önündeki çayı paylaşan esnafın, derdini samimiyetle anlatan köylünün, tarlada çiftçimizin, ahırında hayvancının derdini kendime dert edindim. Yunak halkının samimiyetini, duasını ve vefasını her zaman yanımda hissettim."

Yunak’ın yapısal sorunlarına odaklanmayı da temel öncelik kabul ettiğini belirten Yaz, ilçe için hayati konularda her zaman yetkililerle ve karar alıcılarla çözüm odaklı bir iletişim kurduklarını dile getirdi.

YENİ GÖREV YERİ KONYA İL MÜDÜRLÜĞÜ

Yunak'taki görevini tamamlayarak Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Tarımsal Altyapı ve Arazi Değerlendirme Şubesine mühendis olarak atandığını belirten Hasan Yaz, İsra Suresi 80. ayeti kerimesine yer vererek şu niyazda bulundu:

“Rabbim! Girilecek yere doğrulukla girmemi, çıkılacak yerden de doğrulukla çıkmamı sağla, bana tarafından yardımcı bir güç ver!”

TEŞEKKÜR VE VEDA

Görev süresi boyunca kendisine destek veren il müdürlerine, kaymakamlara, milletvekillerine, belediye ve ziraat odası başkanlarına, muhtarlara, STK temsilcilerine, basın mensuplarına ve tüm mesai arkadaşlarına şükranlarını sunan Yaz, görevi devralan Ziya Yürükoğlu’na yeni görevinde başarılar diledi.

Veda mesajını anlamlı mısralarla noktalayan Hasan Yaz, Yunak halkına şu şiirle veda etti:

“Kervan yürür yokuş aşar, iz kalır toz içinde,

Kimi yük çeker sessizce, kimi gezer söz içinde.

Dağ ne fırtınayla yıkıldı ne de sert rüzgârla,

Bir gedik açıldı bir vakit, tam da öz içinde…”

“Gideriz nur yolu izde gideriz

Taş bağırda sular dizde gideriz

Bir gün akşam olur biz de gideriz

Kalır dudaklarda ŞARKIMIZ bizim...”